58.000'den fazla kelime ile en kapsamlı Osmanlıca Türkçe sözlük
Aradığınız Osmanlıca kelimelerin Türkçe anlamlarını sözlüğümüzde bulabilirsiniz
mana-yı ismi ne demek? mana-yı ismi kelimesinin anlamı nedir?
İsme dair mânâ. Bir şeyin sadece kendisini bilip
tanımak. Bir şey başka şeyleri tanıttığı, bildirdiği veya
sevdirdiği için olan mânâya da mânâ-yı harfî denir. Bir
ağacı gölgesinden, zahirî görünüşünden, bize verdiği
meyvesinden dolayı alâka gösterir ve seversek mânâ-yı ismî
ile seviyoruz demektir. Ağacı görmek ve tanımakla ve
meyvelerini almakla Rahmet-i İlâhiyeyi tanıyor, Cenab-ı
Hakk'a sevgi ve şükrümüzü arttırıyor ve O'nun emri
dairesinde ağaca Rabbimizin iltifatı, rahmeti olarak alâka
gösteriyor isek; bu mânâya da mânâ-yı harfî
deniyor.(...Dünyayı ve ondaki mahlukatı mânâ-yı harfî ile
sev. Mânâ-yı ismî ile sevme! " Ne kadar güzel yapılmışlar"
de. " Ne kadar güzeldir" deme ve kalbin bâtınına, başka
muhabbetlerin girmesine meydan verme. Çünkü, bâtın-ı kalb,
âyine-i Samed'dir ve O'na mahsustur. Meselâ; nasıl ki bir
pâdişâh-ı âli, sana bir elmayı ihsan etse, o elmaya iki
muhabbet ve onda iki lezzet var: Biri; elma, elma olduğu
için sevilir ve elmaya mahsus ve elma kadar bir lezzet var.
Şu muhabbet pâdişaha ait değil. Belki, huzurunda o elmayı
ağzına atıp yiyen adam, padişahı değil, elmayı sever ve
nefsine muhabbet eder. Bazan olur ki, padişah o
nefisperverâne olan muhabbeti beğenmez, ondan nefret eder.
Hem elma lezzeti dahi cüz'idir. Hem zeval bulur, elmayı
yedikten sonra o lezzet dahi gider, bir teessüf kalır.
İkinci muhabbet ise; elma içindeki elma ile gösterilen
iltifâtât-ı şâhânedir. Güyâ o elma, iltifât-ı şâhânenin
nümunesi ve mücessemidir, diye başına koyan adam, padişahı
sevdiğini izhar eder. Hem iltifatın gılâfı olan o meyvede
öyle bir lezzet var ki, bin elma lezzetinin fevkindedir.
İşte şu lezzet ayn-ı şükrandır. Şu muhabbet, padişaha karşı
hürmetli bir muhabbettir!.. S.)(Aynen onun gibi, bütün
nimetlere, meyvelere, zatları için muhabbet edilse, yalnız
maddî lezzetleri ile gafilâne telezzüz etse, o muhabbet
nefsanîdir. O lezzetler de geçici ve elemlidir. Eğer Cenab-ı
Hakk'ın iltifâtât-ı rahmeti ve ihsânâtının meyveleri
cihetiyle sevse ve o ihsan ve iltifâtâtın derece-i
lütuflarını takdir etmek suretinde kemâl-i iştiha ile lezzet
alsa; hem mânevî bir şükür, hem elemsiz bir lezzettir... S.)
Benzer Kelimeler
(İntak. dan) Konuşturan, söyleten. * Doğru muhakeme ve doğru düşünceyi öğreten ilim. Akıl kaidesi. * Akıl, nutuk, söz.
Allah'a, dine, mukaddesata inanmış olanlar.
Kur'an-ı Kerim'deki âyetlerin anlaşılmasında bilinen muhtelif ma'nâlar. Zâhirî, bâtınî, sarihî, harfî, ismî, işarî, remzî, mecazî, mefhum...
Eskiden kale kuşatmalarında ağır taşlar fırlatmak için kullanılan, bir ucunda bir kepçe, öbür ucunda da bir karşı ağırlık bulunan kaldıra...
f. Benzer. Denk. Eş. Gibi.
Men'eden şey. Engel. Özür. Zorluk.
Mantıka dâir. Aklî ve müsbet olan düşünce, fikir. Mantık kaidelerine uygun.
Görülen, bakılan, nazar edilen. * Beğenilen.
(Ma'nevi) Mânaya âit. Maddî olmayan. Mücerred. Ruhani.
Mantıkla uğraşanlar. Mantık âlimleri.