Yaramaz nesne. (Bak: Sadaka)(Ey
insan! Mâdem canavar sûretinde bir hayvan, insanların
hânesine misafir geldiği vakit berekete medar oluyor; öyle
ise, mahlukatın en mükerremi olan insan; ve insanların en
mükemmeli olan ehl-i iman; ve ehl-i imanın en ziyade hürmet
ve merhamete şâyan aceze, alil ihtiyareler; ve alil
ihtiyarların içinde şefkat ve hizmet ve muhabbete en ziyâde
lâyık ve müstahak bulunan akrabalar; ve akrabaların içinde
dahi en hakiki dost ve en sadık muhib olan peder ve valide,
ihtiyarlık hâlinde bir hanede bulunsa, ne derece vesile-i
bereket ve vasıta-i rahmet ve $ sırriyle yâni: "Beli
bükülmüş ihtiyarlarınız olmasa idi belâlar sel gibi üstünüze
dökülecekti." ne derece sebeb-i def'-i musibet olduklarını
sen kıyas eyle. M.)
Evet. (Nefiyden sonra isbat için söylenir.) Meselâ:
Kur'ân-ı Kerim'de mezkûr; Cenab-ı Hakkın ruhlara karşı, "Ben
Azîmüşşan sizin rabbiniz değil miyim?" diye sorduğunda,
ruhlar $ Yâni: "Evet sen bizim Rabbimizsin" dediler. (Bak:
Bezm-i Elest)
Benzer Kelimeler
Sersemlik, bönlük, ahmaklık, budalalık.
Ayakları alacalı at.
Hitâbettiği kimselere göre uygun, tam yerinde, düzgün ve hakikatlı güzel söz söyleme san'atı. Muktezâ-yı hâle mutâbık söz söylemek. * Belâ...
Islanmış olan şey. * Serin ve yağmurlu rüzgâr.
f. Belâgat taslıyan.
Yaşlık, rutubet, ıslaklık. * Zafer, galibiyet.* Mihnet, keder, üzüntü. * Mücadele, kavga. * Hastalıkdan iyileşen. * Düşkünlük.
Belâ.
Akılsız ve ahmak kimse ki, ne ettiğini bilmez.
f. Nakışsız, sade kostüm.
Çakır dikeni.