58.000'den fazla kelime ile en kapsamlı Osmanlıca Türkçe sözlük
Aradığınız Osmanlıca kelimelerin Türkçe anlamlarını sözlüğümüzde bulabilirsiniz
vücud ne demek? vücud kelimesinin anlamı nedir?
Varlık. Var olmak. Bulunmak.
Cesed, cisim, ten,
gövde.(Vücud mertebeleri muhteliftir. Ve vücud âlemleri ayrı
ayrıdır. Ayrı ayrı oldukları için, vücudda rüsuhu bulunan
bir tabaka-i vücudun bir zerresi, o tabakadan daha hafif bir
tabaka-i vücudun bir dağı kadardır ve o dağı istiab eder.
Meselâ: Âlem-i şehadetten olan kafadaki hardal kadar kuvve-i
hâfıza âlem-i mânadan bir kütübhane kadar vücudu içine alır.
Ve âlem-i hâricîden olan tırnak kadar bir âyine-i vücudun,
âlem-i misal tabakasından koca bir şehri içine alır. Ve o
âlem-i hâricîden olan o âyine ve o hâfızanın şuurları ve
kuvve-i icâdiyeleri olsaydı, bir zerrecik vücud-u hâricîleri
kuvvetiyle, o vücud-u mânevide ve misâlide hadsiz tasarrufat
ve tahavvülât yapabilirlerdi. Demek vücud rüsuh peyda
ettikçe, kuvvet ziyadeleşir; az bir şey, çok hükmüne geçer.
Hususan vücud rusuh-u tam kazandıktan sonra, maddeden
mücerred ise, kayıt altına girmezse; o vakit cüz'î bir
cilvesi, sair hafif tabakat-ı vücudun çok âlemlerini
çevirebilir.İşte $ şu kâinatın Sâni'-i Zülcelâli
vâcib-ül-vücuddur. Yâni: O'nun vücudu zâtîdir, ezelîdir,
ebedîdir, ademi mümteni'dir, zevali muhaldir ve tabakat-ı
vücudun en râsihi, en esaslısı, en kuvvetlisi, en
mükemmelidir. Sâir tabakat-ı vücud, O'nun vücuduna nisbeten
gayet zaif bir gölge hükmündedir. Ve o derece vücud-u Vâcib
râsih ve hakikatlı ve vücud-u mümkinat o derece hafif ve
zaiftir ki; Muhyiddin-i Arabî gibi çok ehl-i tahkik, sâir
tabakat-ı vücudu, evham ve hayal derecesine indirmişler: $
demişler. Yâni: Vücud-u Vâcib'e nisbeten başka şeylere vücud
denilmemeli; onlar, vücud ünvanına lâyık değillerdir diye
hükmetmişler. M.)(Vücudun en kuvvetli mertebesi olan "Vücub"
un; ve vücudun en sebatlı derecesi olan maddeden tecerrüdün;
ve vücudun zevalden en uzak tavrı olan "mekândan
münezzehiyet" in; ve vücudun en sağlam ve tegayyürden ve
ademden en mukaddes sıfatı olan "vahdet"in sâhibi "Zât-ı
Vâcib-ül Vücud"un en has hassası ve lâzım-ı zâtîsi olan
ezeliyyeti ve sermediyyeti, vücudun en zayıf mertebesi ve en
incecik derecesi ve en mütegayyir, mütehavvil tavrı ve en
ziyâde mekâna yayılmış olan hadsiz kesretli bir maddi madde
olan esir ve zerrat gibi şeylere vermek ve onlara ezeliyyet
isnad etmek ve onları ezeli tasavvur etmek ve kısmen âsâr-ı
İlâhiyyenin onlardan neş'et ettiğini tevehhüm etmek, ne
kadar hilâf-ı hakikat ve vakıa muhalif ve akıldan uzak ve
bâtıl bir fikir olduğu, Risale-i Nur'un müteaddid cüzlerinde
kat'i bürhanlarla gösterilmiştir. L.)(Vücud ise; birincisi
mümeyyize, ikincisi muhassısa, üçüncüsü müreccihe olmak
üzere ilim, irade, kudret sıfatlarını istilzam eder. İ.İ.)
Benzer Kelimeler
Zâhir, ademden çıkmış olan. İlmî vücuddan âlem-i şehadete gelmiş olan. Maddî varlık, cismanî eşya.
(Vech. C.) Çehreler, yüzler, suretler. * Tarzlar. * Sebepler. * İmkânlar. * Münasebetler. * Kur'an-ı Kerim okunuşundaki farklar. * Bir me...
Zekâtın vacib, şart oluşu. * Verilmesi Allah tarafından emredilmiş olan zekât.
(Vicâr. C.) Arslan, ayı, kurt gibi vahşi hayvanların inleri. * Sel sularının oyduğu yerler.
Varlığa dair. Var olan şey ile alâkalı.
Yedi vecih. Kur'anın yedi tarzda okunuşu.
Mu'ciz olmanın yolları. İ'caz nevileri ve vecihleri.
İlmî varlık.(Vücud-u ilmî, hayat-ı umumiyenin ma'nevî bir cilvesine mazhardır ki, mukadderat-ı hayatiye o ma'nidar ve o canlı elvâh-ı kad...
Tiksinme, iğrenme. * Darılma, küsüp susma. * Göğüse vurma. * Kederli olma.
Vâcib ve lâzım olmak. * Sâbit olmak. * Sukut ve vuku. * Sübut ve temekkün cihetiyle lâzım olmak. Bırakılması mümkün olmamak. * Güneşin ba...