58.000'den fazla kelime ile en kapsamlı Osmanlıca Türkçe sözlük
Aradığınız Osmanlıca kelimelerin Türkçe anlamlarını sözlüğümüzde bulabilirsiniz
komünizm ne demek? komünizm kelimesinin anlamı nedir?
Fr. Cemiyet içinde fertlerin her türlü mülkiyet
haklarını ve aile hayatını ve dini kaldırıp materyalizmi
esas alan ve bütün mülkiyeti devlete mal eden bâtıl bir
nazariye.(Şimalde koca bir devlet, gençlik hevesatını elde
ederek, bu asrı fırtınalarıyla sarsıyor. Çünki: Akibeti
görmiyen kör hissiyatla hareket eden gençlere, ehl-i namusun
güzel kızlarını ibahe eder. Belki hamamlarında erkek kadın
beraber çıplak olarak girmeleri ve izin vermeleri cihetinde
bu fuhşiyatı teşvik eder. Hem serseri ve fakir olanlara
zenginlerin mallarını helâl eder ki: Bütün beşer, bu
musibete karşı titriyor. S.)(Evet hariçte iki cereyana karşı
bu kahraman millet, Kur'an kuvvetiyle dayanabilir. Yoksa
küfr-ü mutlakı, istibdad-ı mutlakı, sefahet-i mutlakı ve
ehl-i namusun servetini serserilere ibahe etmesini âlet
ederek, dehşetli bir kuvvetle gelen bir cereyanı durduracak,
ancak, İslâmiyet hakikatıyla mezcolmuş, ittihad etmiş ve
bütün mâzideki şerefini İslâmiyette bulmuş olan bu
milletteki din kuvveti ve iman bütünlüğüdür...Şimâldeki
dehşetli anarşilik tohumunu saçan ve nesil ve milleti
mahveden ve herkesin çocuklarını kendine alıp karabet ve
milliyeti izale eden ve medeniyet-i beşeriyeyi ve hayat-ı
içtimaiyeyi bütün bütün bozmağa yol açan kızıl tehlike...
R.N.) (Bak: Anarşizm)
Benzer Kelimeler
Fr. Bir anda kavranamıyacak şekilde çeşitli sebeblerden, unsurlardan meydana gelmiş. * Basit olmayan. Mürekkep. * İnsanların davranışları...
(Portekizce) Ask: Müstakil olarak çalışan ve baskın, sabotaj v.b. gibi özel vazifeler yapan, az sayıda askerlerden kurulu birlik, çete.
Fr. Bir işi iyi bilen. Bir şey hakkında yerinde kararlar alabilen kimse.
Fr. Bir kişiye karşı toplu olarak alınan karar. Tuzak. Suikast.
Siyasi bir gayeye ulaşmak için, silâhlı mücadele yapan gizli bir topluluk veya teşkilâtın mensubu olan kimse.
(Slavca) Maksadına ulaşmak için ekserî silah kullanan, siyasî, gizli ihtilaki cemiyet. Eşkiya.
Fr. Meclis şubesi. Hususi surette teşkil olunan meclis. * Ticarette vasıtalık etme, dellâllık ücreti.
Fr. Yolcu trenlerinde vagonların bölümlerle ayrılmış kısımlarından her biri.
İki yüzlü, riyakârlık gösteren. * Komedi oynayan tiyatro oyuncusu. Maskara.
Fr. Toz halinde iken sıkıştırılıp ufak hap haline getirilmiş ilaç.