58.000'den fazla kelime ile en kapsamlı Osmanlıca Türkçe sözlük
Aradığınız Osmanlıca kelimelerin Türkçe anlamlarını sözlüğümüzde bulabilirsiniz
kıyas-ı temsili ne demek? kıyas-ı temsili kelimesinin anlamı nedir?
Temsil tarzında yapılan mukayese.(Diyorsunuz ki: "Sen
sözlerde kıyâs-ı temsili çok istimal ediyorsun. Halbuki
fenn-i mantıkça, kıyas-ı temsili, yakini ifade etmiyor.
Mesâil-i yakiniyede bürhan-ı mantıki lâzımdır. Kıyas-ı
temsilî, usul-i fıkıh ulemasınca zann-ı galib kâfi olan
metalibde istimal edilir. Hem de sen, temsilâtı bazı
hikâyeler suretinde zikrediyorsun. Hikâye hayalî olur,
hakiki olmaz. Vâkıa muhalif olur?"Elcevab: İlm-i Mantıkça,
çendan "Kıyas-ı temsilî, yakîn-i kat'i ifade etmiyor."
denilmiş. Fakat kıyas-ı temsilînin bir nev'i var ki,
mantıkın yakînî bürhanından çok kuvvetlidir. Ve mantıkın
birinci şeklinin birinci darbından daha yakındır. O kısım da
şudur ki: Bir temsil-i cüz'î vasıtasıyla bir hakikat-ı
küllînin ucunu gösterip, hükmü o hakikate bina ediyor. O
hakikatın kanununu, bir hususî maddede gösteriyor. Tâ o
hakikat-ı uzma bilinsin ve cüz'î maddeler, ona irca'
edilsin. Meselâ: "Güneş, nuraniyyet vasıtasıyla, birtek zât
iken; her parlak şey'in yanında bulunuyor temsiliyle bir
kanun-u hakikat gösteriliyor ki, nur ve nurani için kayıd
olamaz. Uzak ve yakın bir olur. Az ve çok müsavi olur. Mekân
onu zaptedemez.Hem meselâ: "Ağacın meyveleri, yaprakları;
bir anda, bir tarzda kolaylıkla ve mükemmel olarak birtek
merkezde, bir kanun-u emrî ile teşkili ve tasviri" bir
temsildir ki, muazzam bir hakikatın ve küllî bir kanunun
ucunu gösterir. O hakikat ve o hakikatın kanununu gayet
kat'i bir surette isbat eder ki, o koca kâinat dahi şu ağaç
gibi o kanun-u hakikatın ve o sırr-ı Ehadiyyetin bir
mazharıdır, bir meydan-ı cevelanıdır.İşte bütün Sözlerdeki
kıyasat-ı temsiliyyeler bu çeşittirler ki bürhan-ı kat'i-yi
mantıkîden daha kuvvetli, daha yakînîdirler. S.)
Benzer Kelimeler
Ayakta durmak. Ayağa kalkmak. * Ayaklanmak. İsyan. * Ölümden sonra tekrar dirilmek. * Bir işe başlamak, devam etmek. * Satılan bir mal ha...
(Kıyemî. C.) Değerli nesneler, az bulunan pahalı şeyler.
f. Kıymetten anlar, değer bilir.
Man: İkiden fazla mukaddemeden mürekkeb kıyas.
Okka. Eskiden kullanılan bir ağırlık ölçüsü. Kıyye-i atika da denir. Şimdiki 1282 gram. (Bak: Okıyye)
(Kıyâm-ı bizâtihî) : Fık: Varlığı, durması kendi zâtı ile olmak mânasında bir sıfat-ı İlâhîdir. Şöyle ki: Hak Teâlâ'nın ezelî ve ebedî ol...
Man: Sebebi gizli olan,zihne birden gelmeyen kıyas. * Fık: Te'siri kavi olan kıyastır. Veyahut sıhhati zâhir, fesadı gizli olan kıyastır.
Birbirine benzemiyen şeyler arasında yapılan kıyas. Yani, doğru olmayan ve hakikata uymayan mukayese.
(C.: Kıyemiyyât) Az bulunan pahalı şey.
Hakiki ve gerçek değer.