Ufak taş. * Döşek üstünde olan toprak. * Toz toprak
bulaşmaz nesne.
Mehmet :Kazez kelimesi "pire" demek değildir ve uzaktan yakından alakası yoktur.
1814 tarihli Arapça-Osmanlıca kaleme alınmış en önemli sözlüklerden biri olan KÂMÛSU’L-MUHÎT e göre "اَلْقَزَزُ [el-kazez] (fethateynle) Şol zarîf ve nâzük-tab’ adama denir ki nezâhetinden ve pâkîze-meşreb olduğundan nâşî 'uyûb ve nakâyıstan mütevakkî ve mütehâşî ola. Kezâlik elvâs-ı me’âsî ve me’âyibden mütecânib olan adama denir." Modern Türkçe ile açıklamak gerekirse, “El-Kazez denir ki; o, zarif ve ince tabiatlı (hassas, nazik) bir kimsedir. Temiz mizacı ve nezaketi sebebiyle kusurlardan ve eksikliklerden sakınan, onlardan çekinen ve tiksinen, yine aynı şekilde günah ve ayıplardan uzak duran kişidir."
Diğer bir rivayete göre ise Osmanlıca Kazzaz veya Gazzaz kelimesinin günümüz Türkçesine göre değiştirilmiş şeklidir. "Kazzaz" veya "Gazzaz" kelimesi ise 1901 yılında Ali Nazima ile Faik Reşad tarafından hazırlanmış Mükemmel Osmanlı Lügatina göre "İpekçi. İpek yapan veya satan kimse." anlamına gelmektedir.
Benzer Kelimeler
Kuru şeyler yemek. * Dişlerin etrafıyla bir şeyi ısırıp yemek.
Man: Mevzu ile mahmulü birer cümle olmakla, birinde bir şeyin üzerine olunan hüküm, diğerinde gösterilen şarta mütevakkıf olan kaziyyedir...
Kesmek. * Kahretmek. * Çiğnemek. * Fuhşiyat söylemek. Sövmek.
Çok fazla aksaklık. (Müe: Kazlân)
Murdarlık, necâset, pislik, pis olma hâli.
şey.
Kaza ile alâkalı. Hüküm vermeğe ait.
Man: Hiçbir ihtimâl gösterilmeyip, bir şeyin şöyle olduğuna veya olmadığına açıktan açığa hükmolunan kaziyye'dir.
Man: Mahmulü birden fazla olmakla bu mahmulllerin biri elbette mevzua isnad olunmak lâzım geldiğine hükmolunan kaziyyedir. (Adet ya tekti...
Ufak taş. * Döşek üstünde olan toprak. * Toz toprak bulaşmaz nesne.