kalb ne demek? kalb kelimesinin anlamı nedir?

  •   Vücudun kan dolaşımı merkezi. Yürek.

  •  Gönül.

  •   Herşeyin ortası.

  •  Bir halden diğer bir hale çevirme. Değiştirme.

  •  İmanın mahalli.

  •  Fuâd, sıkt-ül ilim, tâbut-ül ilim, beyt-ül hikmet, via-i ilim de denilir. (Dâima değiştiği ve hareket halinde olduğu için kalb ismi verilmiştir.) Bir şeyi geri döndürmek ve çevirmek.

  •  Yüreğe vurmak veya dokunmak. Gönüle dokunmak.

  •  Bir şeyin içini dışına ve dışını içine çevirmek.

  •  Aks ve tahvil.(Ehl-i tahkik indinde; çam kozalağı şeklindeki cismanî et parçasına taalluk eden letaif-i Rabbaniyedir. Bütün kuvvetin mebdeidir. Dimağ ise; bütün hislerin mebdeidir.)(Kalb, imanın mahalli olduğu gibi, en evvel Sâni'i arayan ve isteyen ve Sâni'in vücudunu delâili ile ilân eden, kalb ile vicdandır. Zira kalb, hayat malzemesini düşünürken, en büyük bir acze mâruz kaldığını hisseder etmez, derhal bir nokta-i istinadı; kezalik, emellerin tenmiyesi (nemâlandırmak) için bir çare ararken, derhal bir nokta-i istimdadı aramağa başlar. Bu noktalar ise, iman ile elde edilebilir. Demek, kalbin sem' ve basara hakk-ı takaddümü vardır.Kalbden maksad; sanevberî (çam kozalağı) gibi bir et parçası değildir. Ancak, bir latife-i Rabbaniyyedir ki, mazhar-ı hissiyatı, vicdan; ma'kes-i efkârı, dimağdır. Binaenaleyh, o latife-i Rabbaniyyeyi tazammun eden o et parçasına kalb tabirinden şöyle bir letafet çıkıyor ki; o latife-i Rabbaniyenin insanın maneviyatına yaptığı hizmet, cism-i sanevberînin cesede yaptığı hizmet gibidir. Evet, nasıl ki bütün aktar-ı bedene mâ-ül hayatı neşreden o cism-i sanevberî bir makine-i hayattır; ve maddî hayat onun işlemesi ile kaimdir. Sekteye uğradığı zaman cesed de sukuta uğrar. Kezalik o latife-i Rabbaniye a'mâl ve ahvâl ve mâneviyatın hey'et-i mecmuasını hakikî bir nur-u hayat ile canlandırır, ışıklandırır; nur-u imanın sönmesi ile mâhiyeti, meyyit-i gayr-i müteharrik gibi bir heykelden ibaret kalır. İ.İ.) (Bak: Hiss-i sâdis)

Benzer Kelimeler

  •  kallidna

    Boynumuza geçir, tak (manâsındadır).

  •  kalü bela

    Cenab-ı Hak ruhları yaratıp, onlara Rabbiniz değil miyim, meâlinde: "Elestü Bi-Rabbiküm" buyurduğunda, ruhlar: "Evet Rabbi...

  •  kalavra

    Eskimiş meşin eşya veya yamalı ayakkabı.

  •  kalanisi

    Takkeci.

  •  kalak

    Can sıkıntısı. Gönül darlığı. Kararsızlık. * Zahmet. Meşakkat.

  •  kala

    f. Kumaş. * Ev eşyası, giyim eşyası. * Sermaye, anamal.

  •  kali'

    (Kal. dan) Kökten söküp atan. Kökünden çıkaran.

  •  kalaye

    Kilise odası.

  •  kalet

    (C.: Kılât) Helâk olmak. * Dağlarda, içinde su biriken çukur. * Göz çukuru. * Baş parmağın dibinde olan çukur.

  •  kalıb

    (Ka, uzun okunur) Hususi bir biçim, bir şekil alması istenen bazı şeylerin konmasına mahsus araç. (Buz kalıbı, çizme kalıbı gibi) * Husus...

"KALB" kelimesine ilk yorumu yazan sen ol.

Yorumlarınız yayınlanmadan önce kontrolden geçirilecek ve uygunsuz bulunan yorumların onayına müsade edilmeyecektir.