Aradığınız Osmanlıca kelimelerin Türkçe anlamlarını sözlüğümüzde bulabilirsiniz
"KÂBUL" kelimesine ilk yorumu yazan sen ol.
Benzer Kelimeler
Seyahat edip gezmek. * Nefesi tutulmak. * Atın burnu içinden çıkan hırıltı.
(Kabir) Mezar. Merkad. Ölünün toprağa gömüldüğü yer. (Bak: Âlem-i berzah)
Birlikte yaşayan, konup göçen, bir sülâleden türemiş insanlar. Bir reisin idaresi altında bulunan ve ekserisi aynı soydan gelen insanlar.
Tıb: Daha ziyade tükrük bezlerini şişiren bulaşıcı ve ateşli bir hastalık.
Büyük, ulu.
İnce belli olmak. * Gönlün eğlendiği gönül eğlencesi. * Makara ortasındaki ağaç.
Hüzünden ve gamdan dolayı, hali kötü ve kalbi kırık olmak.
Düşünülebilen, ölçülebilen, kabul edilebilir olan.
İsa'dan (A.S.) önce, milâddan evvel.
(C.: Akbiye) Üste giyilen elbise. Kaftan, cübbe.