58.000'den fazla kelime ile en kapsamlı Osmanlıca Türkçe sözlük
Aradığınız Osmanlıca kelimelerin Türkçe anlamlarını sözlüğümüzde bulabilirsiniz
ibadet ne demek? ibadet kelimesinin anlamı nedir?
Allah'ın (C.C.) emirlerini yerine getirmek ve
nehiylerinden kaçmak. Yapılmasında sevab olup, ihlâsla
yapılan herhangi bir amel. Şeriatta bildirildiği gibi
Allah'a kulluk etmek. Kâinatın ve dolayısıyla insanların
hilkatindeki hikmet ve gaye. (Bak: Târik-üs-salât)(...
İbadet'in ruhu ihlâstır. İhlâs ise yapılan ibadetin yalnız
emredildiği için yapılmasıdır. Eğer başka bir hikmet ve bir
faide ibadete illet gösterilse o ibadet bâtıldır. Faydalar,
hikmetler yalnız müreccih olabilirler, illet olamazlar.
İ.İ.)(İbadetin mânası şudur ki: Dergâh-ı İlâhîde abd, kendi
kusurunu ve acz ve fakrını görüp kemal-i rububiyyetin ve
kudret-i Samedaniyyenin ve rahmet-i İlâhiyyenin önünde
hayret ve muhabbetle secde etmektir. Yâni, rububiyetin
saltanatı, nasılki ubudiyeti ve itaati ister; rububiyetin
kudsiyeti, pâklığı dahi ister ki: Abd, kendi kusurunu görüp
istiğfar ile ve Rabbini bütün nekaisten pâk ve müberra ve
ehl-i dalâletin efkâr-ı bâtılasından münezzeh ve muallâ ve
kâinatın bütün kusuratından mukaddes ve muarrâ olduğunu,
tesbih ile Sübhanallah ile ilân etsin.Hem de rububiyetin
kemal-i kudreti dahi ister ki: Abd, kendi za'fını ve
mahlukatın aczini görmekle kudret-i Samedaniyyenin azamet-i
âsârına karşı istihsan ve hayret içinde Allahu Ekber deyip
huzu ile rükua gidip O'na iltica ve tevekkül etsin.Hem
rububiyetin nihayetsiz hazine-i rahmeti de ister ki: Abd,
kendi ihtiyacını ve bütün mahlukatın fakr ve ihtiyâcâtını
sual ve dua lisaniyle izhar ve Rabbinin ihsan ve in'âmatını,
şükür ve sena ile ve Elhamdülillâh ile ilân etsin. Demek,
namazın ef'âl ve akvâli, bu mânaları tazammun ediyor ve
bunlar için taraf-ı İlâhîden vaz'edilmişler. S.)
Benzer Kelimeler
İtibar etmek, ehemmiyet vermek. Hürmet etmek.
Bir yerde barındırma. Gece yatırma.
Bizim ibarelerimiz çeşit çeşittir, muhteliftir, dağınıktır.
Kuyu bileziği. * Hayvanları muhafaza etme. * Küçük çocuklara def-i hacet ettirme. * Devenin hallerini ve huylarını iyi bilmek.
(İbâdet. C.) İbâdetler.
Tedkik ve teftiş etme.
Sevab veya günah olduğunu kabul etmeyen bâtıl ve dalâlete saparak dinden çıkan bir fırka veya bu fırkadan olan kimse.
Irak etmek, uzaklaştırmak. * Ayırmak. * İzhar etmek, göstermek.
Bir şeyi diğer bir şeye ircâ etme.
(İbâhe. C.) Mübahlar. Günah ve sevab olmayan işler.