Artık, (bunun zıddı naks'tır). Bir şeyden bakiye
kalmak. (İman ile hikmet, adâlet, şecâat ve iffet
sıfatlarına "fezâil-i asliye" tabir edilmiştir. Çünkü bu
sıfatlar ile birçok faziletler doğar. Onun için bunlara,
temel ve esas olan faziletler denilmiştir).(İ'lem Eyyühel -
Aziz! Cenab-ı Hakk'ın günahkârları afvetmesi fazldır, tâzib
etmesi adldır. Evet zehiri için adam, âdetullaha nazaran
hastalığa, ölüme kesb-i istihkak eder. Sonra hasta olursa,
adldir. Çünki cezasını çeker. Hasta olmadığı takdirde,
Allah'ın fazlına mazhar olur. Mâsiyet ile azab arasında kavi
bir münasebet vardır. Hattâ Ehl-i İ'tizal, mâsiyet hakkında,
doğru yoldan udûl ile mâsiyeti, şerri Allah'a isnad
etmedikleri gibi, mâsiyet üzerine tâzibin de vâcib olduğuna
zehab etmişlerdir. Şerrin azabı istilzam ettiği, rahmet-i
İlâhiyeye münâfi değildir. Çünki şer, nizam-ı âlemin
kanununa muhaliftir. M.N.)
Benzer Kelimeler
Fr. Ardı ardına gelen değişikliklerin her biri. Safha.
Küçük çadır.
f. Kendini faziletli göstermeğe çalışan. Fazilet satan.
(C: Fazayıh) Alçaklığı, edebsizliği gerektiren iş veya şey.
(Fâdıl) Fazilet sâhibi. Üstün kimse.
Çirkin, fena. * Utanmaz, rezil.
Necasetler, kazuratlar, murdarlıklar, pislikler.
Tatlı su.
Kırmızı, büyük karınca. * Geniş, bol nesne.
f. Faziletli, iyi huylu.