58.000'den fazla kelime ile en kapsamlı Osmanlıca Türkçe sözlük
Aradığınız Osmanlıca kelimelerin Türkçe anlamlarını sözlüğümüzde bulabilirsiniz
delail-i nübüvvet ne demek? delail-i nübüvvet kelimesinin anlamı nedir?
Peygamberliğin hak olduğuna dair olan deliller.(Resul-i
Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm iddiâ-yı Nübüvvet etmiş;
Kur'an-ı Azîmüşşan gibi bir fermanı göstermiş ve ehl-i
tahkikin yanında bine kadar mu'cizat-ı bâhireyi
göstermiştir. O mu'cizât, hey'et-i mecmuasiyle, dâvâ-yı
nübüvvetin vukuu kadar vücudları kat'idir. Kur'an-ı Hakîm'in
çok yerlerinde en muannid kâfirlerden naklettiği sihir isnad
etmeleri gösteriyor ki; o muannid kâfirler dahi mu'cizatın
vücudlarını ve vukularını inkâr edemiyorlar. Yalnız,
kendilerini aldatmak veya etba'larını kandırmak için, hâşâ
sihir demişler.Evet, mu'cizat-ı Ahmediyenin (A.S.M.) yüz
tevatür kuvvetinde bir kat'iyeti vardır. Mu'cize ise;
Hâlik-ı Kâinat tarafından O'nun dâvasına bir tasdiktir; $
hükmüne geçer. Nasılki sen bir padişahın meclisinde ve
daire-i nazarında desen ki: "Padişah beni filân işe me'mur
etmiş." Senden o dâvaya bir delil istenilse; padişah "Evet"
dese, nasıl seni tasdik eder. Öyle de: Âdetini ve vaziyetini
senin iltimasınla değiştirirse; "Evet" sözünden daha kat'i,
daha sağlam, senin dâvanı tasdik eder. Öyle de, Resul-i
Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm dâva etmiş ki: "Ben, şu kâinat
Hâlik'ının meb'usuyum. Delilim de şudur ki: Müstemir
âdetini, benim duâ ve iltimasımla değiştirecek. İşte,
parmaklarıma bakınız; beş musluklu bir çeşme gibi
akıttırıyor. Kamere bakınız; bir parmağımın işaretiyle iki
parça ediyor. Şu ağaca bakınız; beni tasdik için yanıma
geliyor, şehadet ediyor. Şu bir parça taama bakınız; iki -
üç adama ancak kâfi geldiği halde; işte ikiyüz - üçyüz adamı
tok ediyor." Ve hâkezâ... yüzer mu'cizatı böyle
göstermiştir.Şimdi, şu Zâtın delâil-i sıdkı ve berâhin-i
nübüvveti yalnız mu'cizatına münhasır değildir. Belki, ehl-i
dikkat için, hemen umum harekâtı ve ef'âli, ahvâl ve akvâli,
ahlâk ve etvârı, siret ve sureti, sıdkını ve ciddiyetini
isbat eder. Hattâ meşhur ulemâ-i Beni İsrâiliyeden Abdullah
İbn-i Selâm gibi pek çok zatlar, yalnız o Zât-ı Ekrem
Aleyhissalâtü Vesselâm'ın simasını görmekle: "Şu simâda
yalan yok! Şu yüzde hile olamaz!" diyerek imana
gelmişler.Çendan muhakkikîn-i ulema, delail-i nübüvveti ve
mu'cizatı bin kadar demişler; fakat binler, belki yüzbinler
delâil-i nübüvvet vardır. Ve yüzbinler yol ile yüzbinler
muhtelif fikirli adamlar, o zâtın nübüvvetini tasdik
etmişler. Yalnız Kur'an-ı Hakîm'de kırk vech-i i'cazdan
başka, nübüvvet-i Ahmediyenin (A.S.M.) bin bürhanını
gösteriyor. M.)
Benzer Kelimeler
Naz. * Hey'et. * Güzel ahlâk.
(Delâlet. C.) Delâletler, alâmet olmalar,yol göstermeler, kılavuzluklar.
Delil olmak. Yol göstermek. Kılavuzluk. Doğru yolu bulmakta insanlara yardım etmek. * İşaret.
Âsan yol, kolay olan yol.
Arslan. * Bahâdır, kahraman. * Çeri. * Kuvvetli kişi. * Çok karanlık olan gece.
Allah'ın inâyetinin tecellisinden gelen ve kâinatta görülen hikmet ve maslahatlara uygun en mükemmel nizam ve tam esaslı san'at; ve kâinat...
Tekaddüm etmek, ileri geçmek. Önde bulunmak.
Heder olmak, boşa ve faydasız olarak gitmek.
(Delk. den) Hamamlarda müşterileri keseleyip yıkayan kimse, tellâk.
Kılavuz. Doğru yolu gösteren. Meçhûlü keşfetmekte ve malumun sıhhatını isbat etmekte vasıta ve âlet ittihaz olunan husus. * Beyyine. Bürha...