58.000'den fazla kelime ile en kapsamlı Osmanlıca Türkçe sözlük
Aradığınız Osmanlıca kelimelerin Türkçe anlamlarını sözlüğümüzde bulabilirsiniz
dall-i bi-l işare ne demek? dall-i bi-l işare kelimesinin anlamı nedir?
(Dâllibilişâre) Sözdeki mânanın işâretine göre delil
olmak.Üç nevi delâletten biri ile sevkedildiği mânanın
gayrisine yâni; söylenince maksud-u asli olmayan bir mânaya
delâlet eden lâfızdır. Meselâ: "Cenab-ı Hak bey'i helâl,
ribâyı haram kılmıştır." ibâresi, bey', yani alış-veriş ile
ribâ (fâiz) arasında fark bulunduğunu beyan için sevk
olunmuştur. Bundan asıl murad budur. O hâlde bu ibâre meşru
alışverişle faiz arasında fark bulunduğuna "delâlet-i
mutabıkıyye" ile delâlet ettiği gibi, bey'in helâl, fâizin
haram olduğuna da yine "delâlet-i mutabıkıyye" ile "bi-l
işâre" delâlet etmiş olur. Yine bunun gibi bir malın abde
verilmesini veya verilmemesini isteyen bir kimseye karşı "Bu
malı hiç bir şahsa vermem" sözü bu malın abde
verilmeyeceğine "delalet-i tazammuniye ile" "bi-l işare"
delâlet eder.)"Evlâdın nafakaları mevludün leh üzerinedir"
ibâresi de çocukların neseblerinin, babalarından sâbit
olacağına delâlet-i iltizâmiye ile bil-işâre delâlet eder.
Çünkü, babanın mevlüdün leh olması, nesebin kendisinden
sübutunu müstelzimdir." (İst. Fık. K.)
Benzer Kelimeler
Taşlı sert yer.
İman ve İslâmiyetten ayrılmak. Azmak. Hak ve hakikatten, İslâmiyet yolundan sapmak. Allah'a isyankâr olmak. * Şaşkınlık.(... Nevâfil kısmı...
(C.: Devâli) Hayvanla döndürülüp su çekilen dolap. (Suyun döndürdüğü dolaba "nâurâ" derler.)
t. Bir limandaki tekneleri dalgaların te'sirinden muhafaza etmek için denizde yapılan set.
(Dâllibilibâre) Fık: Bir ifade veya sözden muayyen bir mânanın ve hükmün anlaşılması. Meselâ: "Zekât, müslümanların fakirlerine veril...
t. Eline maddî menfaatler, para vesaire geçirmek için yaltakçılık ve soytarılık edip kendi vakar ve haysiyetini muhafaza etmeyen adam.
Sapıklığı tâkibeden. Sapıklığa giden. İslâmiyetten başka yol tâkib eden.
t. Mercan, inci ve saire avlamak veya denizin dibine düşmüş olan şeyleri çıkarmak için denizin dibine dalmaya alışık adam.
Sapıklık. * Sapmak. Doğrudan, imân ve İslâmiyyet yolundan sapmak.
(Dâllûn) Sapkınlar. Müslümanlıktan ayrılanlar. Kur'an hakikatlerinden ayrılıp sapanlar.