Aradığınız Osmanlıca kelimelerin Türkçe anlamlarını sözlüğümüzde bulabilirsiniz
"CELESAT" kelimesine ilk yorumu yazan sen ol.
Benzer Kelimeler
Fazla celâdetli, bahadır. * Rutûbetli, kırağı, çiğ. * Buz.
Satmak için bir yerden toplanılan şeyler. * Esir, köle, cariye. Satılık esir.
Medine yakınında bir dağ. * Gözü çok iyi görmek.
Peygamberimizin Resul-i Ekremin (A.S.M.) derslerine istinâden, aslı cifir ve ebced hesâbı ile alâkalı olarak Hz. Ali (R.A.) tarafından te'...
Kaya. Taş.
(C.: Cülûl) Yerden birşey toplamak. * Gemi yelkeni.* Yaşlı olmak. * Kadr ve mertebesi büyük olmak. * Celil, büyük, ulu.
(Celile. C.) Celiller, büyük olanlar, yüceler.
(Celâlet) Nihâyet derecede büyüklük. Azamet. Hiddetlilik, hışım. * İlm-i Kelâm'da: Cenâb-ı Hakk'ın kahrının ve azametinin tecellisi, Cenâb...
Lügat mânası, deri üzerine vurmaktır. * Fık: Muhsen olmayan mükellef zâni veya zâniyenin muayyen uzuvlarına vech-i mahsus üzere değnek vey...
Parlak, açık, âşikâr, meydanda. * Kur'an harfleri ile yazılan bir çeşit yazı.